Kıbrıs'ın Tarihine Yolculuk: Selimiye Cami !
Selimiye Camii, tarihsel ismiyle Ayasofya Camii veya Ayasofya Katedrali olarak da bilinir. Lefkoşa'nın kuzey kesiminde bulunan bu cami, 2500 kişinin aynı anda ibadet edebileceği büyük bir 1750 m2 ibadet alanına sahiptir. Lefkoşa'da ayakta kalan en büyük tarihi yapıdır ve Doğu Akdeniz'de inşa edilmiş en büyük kiliselerden biri olmalıdır. Kıbrıs'ın Lüzinyan kralları için taç giyme kilisesi olarak önemli bir rol oynamıştır.
Ayasofya Katedrali, Lefkoşa'nın tarihinde önemli bir rol oynayan tarihi bir yapının hikayesini anlatır. İşte katedralin Bizans dönemi, Venedik dönemi ve Osmanlı dönemindeki dönüşümü hakkında daha fazla ayrıntı:
Bizans Kilisesiyle İlişkisi Ayasofya Katedrali'nin adı, Yunanca'da "Kutsal Bilgelik" anlamına gelen "Ayasofya" kelimesinden gelmektedir. Tarihsel olarak, bu ismin bir Bizans kilisesinden türediği düşünülmüştür. Katedral, Bizans döneminde başpiskoposluk kilisesi olarak hizmet vermiş ve bu geçmişi 11. yüzyılda yazılmış bir el yazmasında doğrulandı. Bugünkü Bedesten'in yerinde bulunduğu düşünülen bu kilisenin bazı mimari ögeleri, günümüz Bedesten yapısında hala görülebilir.
Tassos Papakostas'ın çalışmalarına göre, katedralin yerine inşa edilmeye başlanan yeni bir yapı, eski Ayasofya'dan yeni bir Katolik katedrali olarak kullanılmak üzere işe alındı. Bu, aynı ismin korunduğunu ve taşındığı yerin 1220'lerde olduğunu gösterir.
İnşaat ve Frenk Dönemi Katedralin inşaatına 1209 yılında başlandı, ancak temel atımı yapan kişi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. İnşaat, zaman içinde duraksadı ve tekrar hız kazandı. 1326 yılında katedral nihayet tamamlandı ve resmi bir törenle açıldı. İnşaatın tamamlanmasının ardından, katedral Kıbrıs Krallarının taç giyme kilisesi olarak kullanılmaya başlandı.
Venedik Dönemi 1491 yılında bir deprem, katedrali ağır şekilde hasar verdi. Venedikliler, katedrali onardılar ve şehrin merkezi olarak kullanmaya devam ettiler. Bu dönemde, katedral şehrin etrafındaki şeklini belirleyen bir konumda yer aldı.
Osmanlı Dönemi 1570 yılında Lefkoşa'nın Osmanlılar tarafından kuşatılmasının ardından, katedral çok sayıda insanın sığınağı oldu. Ancak şehir düştüğünde, katedral camiye dönüştürüldü ve bu dönüşüm sırasında bazı zararlar gördü. Cami olarak kullanılmaya başlandı ve Sultan Selim Vakfı'nın mülkiyetine geçti. Osmanlı döneminde, katedral Lefkoşa'nın en büyük camisi haline geldi ve önemli bir dini merkez haline geldi.
İngiliz Hakimiyeti ve 20. Yüzyıl 20. yüzyılın ortalarında, imamlar ezan okumak için minarelere tırmanmayı bıraktılar ve hoparlörler kullanmaya başladılar. 1954 yılında ise Kıbrıs Müftüsü tarafından camiye resmi olarak "Selimiye Camii" adı verildi.
Bu tarihi yapı, Lefkoşa'nın zengin geçmişinin ve kültürel mirasının önemli bir parçasını temsil eder.